Soz verdigim uzere, daha once yayinladigim ingilizce bir yaziyi Turkce’ye -elimden geldigince- cevirdim. Hatirlarsaniz, erken yasta kaybettigi esinin ardindan, bir Hollywood aktristinin yazdigi bir yaziydi bu. Zamanimizda, hem de 10 yil evliligin ardindan bu kadar pozitif, icten seyler duymak beni baya etkilemisti.. Ornek teskil eder cinsten bir insanmis yazilanlar dogru ise.. Paylasmak istedim. Buyrun:
Bunu yapmak neredeyse imkansiz benim icin. Soylemek istedigim hersey cok ozel olup kimseyi ilgilendirmezken,yine de butun dunyanin bu adamin ne kadar inanilmaz birisi oldugunu bilmesini istiyorum.
‘Inanilmaz’ kelimesini kullanmakta tereddut ediyorum cunku, herseyin sisirilip, abartildigi bir dunyada, bu kelime cok bos ve anlamsiz olmaya basladi ki benim esim ne bostu, ne de anlamsiz..
O’nu taniyan herkesin, O bir odaya girdiginde tuhaf bir elektrik akimi hissettiklerini biliyorum. Kendisi, hayatimin sevgisi, en candan, en heyecan verici ve en komik arkadasimdi.
Bir gazetecinin bana su soruyu sordugunu hatirliyorum eskiden: “Bir asansorde en cok kiminle sıkışıp kalmak isterdiniz?” Sanirim benden beklenen “Einstein” gibi bir isim soylemekti cevap olarak ama ben “Martin Kelly” dedim. “Kim!?” dedi gazeteci.. “Kendisi esim olur dedim, ama emin olun tanisaydiniz siz de asansorde kendisiyle kalmak isterdiniz” (gazeteci de bayandi). “Cok yakisikli olmanin yaninda, heyecan dolu ve beraber vakit gecirmenin en keyifli oldugu insanlardan biridir”. Rezalet bir cevap oldugunu soyleyip inanmadi, kimse inanmazdi zaten. Biliyorum, 15 yasindan beri tanidigim birinin beni hala bu kadar etkiliyor olmasi kolay inanilacak birsey degil. Beni, yapmayi hic istemedigimi sandigim seyleri yapmaya zorladi, motive etti, destek verdi. Ve yaptiktan sonra, ateslerden gecerek, sanki boyum uzamis gibi hissederdim kendimi. Sanki herkesin uzerinde bu etkiyi yapiyordu O, atesi dokunurdu size ve yakardi.
Dogru ya da yanlis, herkesle muhatap olmazdi. Bu kendini begenmislikten ziyade, genetik olan utangacligindandi. Biliyorum bencillik olacak ama, bu yuzden tum hazinesini benimle, sadece benimle paylasti. Onun sevdigi insanlar kendilerini ne kadar cok sevilmis hissederlerdi bilemezseniz, bunu tarif bile edemem.
Mesela tiklim tiklim bir caddede birseylerin pesinde kosarken veya cocuklari, O’nun calistigi hastaneye yakin olan okullarindan almaya giderken, bir adamin goruntusu, karnimda o yanma etkisini yapardi. Hemen kendimden utanc duyardim gozlerim baska bir erkege carpti diye ve yonumu degistirirdim. Birkac saniye sonra, birinin gulup sunlari soyledigini duyardim: “Canim, benim yanimdan gecip gittin!”. O’na anlatirdim baska birine baktigimi sandigimi ve bir ilkokul ogrencisi gibi kizarip yuzunu omuzlarima gomerdi.
Bir turlu inanamiyorum O’nun tenini bir daha hissedemeyecegime, bu nasil mumkun olabilir? O’na her gun dokundum, her gun sevdim O’nu Tanri’ya sukur. Tuhaf ama birbirimize hic sesimizi bile yukseltmedik iyi ya da kotu birsey icin, bu aramizda hic olmadi.
Inanamiyorum o sihirli, guzel varlik artik burada degil. Bu kadar iyi bir insanin var olabilecegine bile inanmak zordu. Bir gun bile birbirimize su sozleri soylemedigimiz olmadi: “Biz rezil derecede sansliyiz, baksana hayatimiz ne kadar kutsanmis”.. Ben sikca bunu haketmedigimi hissederdim ama O dunyadaki yerinden ve kendisine verilen guzelliklerin hakki oldugundan cok emindi, simariklasmadan. Belki bunun sebebi, hayatinin hicbir saniyesini, cogumuzdan farkli olarak bosa harcamamasiydi, icine cektigi her nefes dolu doluydu.
O’nun artik burada olmayisina ragmen, hala kendimi yasayan en sansli kadin olarak goruyorum. Kendisine boyle bir sevgi verilmis, kalbini kosturan birisinin yaninda uyanmis olmak tam 10 yl boyunca.. Bundan fazlasini en vahsi ruyalarimda bile isteyemezdim.
Umarim mideniz bulanmiyordur, biliyorum sanki bir peygamberden bahsediyormus gibiyim, fakat O ayni zamanda cok ozgun bir babaydi. Cocuklarimizin sorularina her zaman alternatif cevaplar verirdi. Kafalarini zorlar, kiskirtirdi farkliyi dusunmeye.. Onlarin taptaze beyinlerine benim haberimin bile olmadigi bir suru gercekler, istatistikler yerlestirirdi. Onlari her gun en az bir saat kucaklar, operdi. Yerde birlikte yuvarlanir; satranci, resim cizmeyi, yabanci dilleri, kendisine gore dogrulari, risk almayi, onurlu olmayi, gorgu kurallarini ogretirdi.
Hayatimin geri kalan suresini O’nu yazarak gecirebilirim. Beni uzen sey, cocuklarima ne verirsem vereyim, onlarin dunyalarinin yariya indigi gercegi. Ben O olamam. Umuyorum ki, su ana kadar ki kisacik hayatlarina tohumlar yerlesmis ve filizleniyorlardir.
Biliyorum ki, O’nun is hayatinda bosalan yeri, “Facing the World” (Dunya ile yuzlesme) yardim organizasyonunu da beraber kurdugu Norman Waterhouse tarafindan doldurulacaktir (Burda Sinan olarak sunu ekleyeyim; bu yardim kurulusu, ozellikle dunyanin fakir ulkelerinde, savas ya da dogal afetler yuzunden, suratlarinda yaralanmalar olmus cocuklara, estetik operasyonlar yaparak destek olan bir kurulusmus. Cunku Martin Kelly bir estetik cerrah..) . Butun bildigim, bizden sonra hayatindaki en buyuk sey hastalariydi ve bu butun diger zevklerden once geliyordu. Ozellikle, Facing the World organizasyonu yoluyla Ingiltere’ye getirdigi hastalari ki onlar aldiklarindan cok daha fazla verdiler O’na. O’nu mutlu eden sey suydu: Hastalarin yuzlerini yeniden biraraya getirmek, tipki doganin, dogumda niyet ettigi gibi. Hicbir sure, hicbir emek cok degildi, birseyleri azar azar yapmanin ne demek oldugunu bilmezdi, yapamazdi. Bu benim aciklamam en azindan. Cogu insan icin yarim hayat sayilabilecek bir surede farkli birkac hayat yasadi O. Yine su peygamber abartmasina geliyoruz.. Eger bu satirlari okusa inanin yine ölürdü. Ozguveni yuksek olmasina ragmen, son derece mutevazi ve abartisizdi.
Ayrica tanididigim en nuktedan insanlardan biriydi.. Sabahin besinde cocuklardan birinin bagira cagira aglamasiyla uyandigimiz zamanlarda bile, ne bileyim mesela yerler kusmukla bile dolu olmus olsa da, bilgisayarimiz komure donmus, kedi ortaligi pislik icinde birakmis olsa bile; ilk yaptigi sey mukemmel bir espri patlatarak o zor durumu neredeyse eglenceli bir duruma cevirmekti.
O’nu sadece esim olarak degil, yasayan her varligi etkileyebilen bir cerrah, iyilestirici, ressam, muzisyen, sporcu, ve her konuya karsi bitmez tukenmez bir meraki olan bir insan olarak hatirlayacagim. Yasamak ve kesfetmek konusunda israrli bir insan… O’nun felsefesi suydu, bir gun bir yerde beraber okumustuk: “Cok calis, hicbirsey umma ve bununla mutlu ol”..


sinantaskin tarafından yazıldı 



sinantaskin tarafından yazıldı 




15 dakikaya 2-0 yenik giren milli takimimiz 3-2 galibiyetle ceyrek finale yukseldi. Benim cikardigim ders, yine pes etmemek, kendine inanmak ve hatalarindan ders alip kendini gelistirmekle ilgiliydi. Bunlar cok onemli seyler, insan hata yapar ama onemli olan bu hataya gomulmeyerek, ders almak ve pozitif dusunebilmektir.
sinantaskin tarafından yazıldı 